Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Netanyahu'ya: "Kimse Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin TBMM Grup Toplantısı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan burada önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya tokat gibi sözler sarfetti. Erdoğan 'katile katil demeye devam edeceğiz' diyerek başladığı açıklamasında, "Kimse Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanına parmak sallayamaz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi en kalbi duygularımla saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

(Siverek'teki saldırıyla ilgili) Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmaları başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış ve 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılıyor. Olayda ihmal ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. 16 kişiden 7'si taburcu edilmiştir. Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Ailelerimize, eğitim camiamıza ve Siverekli kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

SOMALİ'DEKİ SONDAJ FAALİYETLERİ

Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. Bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır.

Enerji sepetimizi zenginleştirmek ilk günden beri önceliğimiz oldu. Hidroelektrik, rüzgar, güneş ve nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yatırımlarla Türkiye'yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise araba ve sondajda gerçekleştirdik. Petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik. Dünyanın en büyük 4. derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz'deki keşfimizle adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. 4 milyon hanenin ihtiyacını bu gazdan sağlıyoruz. 2028'de 16-17 milyon hanenin ihtiyacını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz'de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde değil aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali'de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki kuyuda hidro karbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4500 kilometrekarelik sismik araştırmalar yürütmüş ve umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey ile ya nasip diyor. Ve ilk sondajımızı başlatıyoruz. Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır. 7500 metrelik derinliği ile dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey'e bu görevde refakat edecek gemilerimiz var. Daha önce birilerine minnet ettiğimzi işleri artık kendi gemi ve mühendislerimizle gerçekleştiriyoruz.

Hep söylüyorum ya nereden nereye diye işte Türkiye sadece 23 yılda engellere rağmen buralara geldi. Türkiye kısa sürede tarih yazan destan yazan vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı.

Ülkemizde bazıları Türkiye'nin başarılarına gözlerini kapattıkları için göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Aziz milletimiz engin ferasetiyle bunların bilincindedir. Burada Çağrı Bey'i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını paylaşıyorum:

'Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstünden halen atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübe idi. Çünkü yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni ve çok güzel inşa edilmişti. Adeta bir sanat eseri.'

Bu sözleri güçlü Türkiye'nin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey'in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz.

2011 yılında kimse yokken nasıl Somali'nin imdadına koştuysak. Nasıl kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye devam edeceğiz.

"KATİLE KATİL DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

İç ve dış gelişmeler bağlamında oldukça yoğun günlerden geçiyoruz. Merhum Cengiz Aytmatov'un 'gün olur asra bedel' ifadesinin adeta ete kemiğe büründüğü bir döneme bizzat şahitlik ediyoruz. 2. cihan harbinin galiplerinin kural ve kurumları üzerine bina edilen küresel sistem, ekonomik, güvenlik konularda çatırdarken her şeyin belirsizliği kendini koruyor. İnsanlık kendine bir kurtuluş yolu arıyor. Ancak bu yolun ufukta belirdiğini söyleyemiyoruz. Bunun en son örneği 28 Şubat'ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren savaş sürecidir.

Kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği ortaya çıkmıştır. Savaşın ilk gününde siyonist lobinin çabaları hakkındaki çıkarımımız haklı çıkmıştır. Pakistan sayesinde 15 gün bir ateşkes ilan edildi. Ve böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halkı 40 gün sonra rahat bir nefes aldı. Biz de memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları barış umutlarına darbe vurmuştur. Gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşmesi, ateşkesin uzatılması için gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Sıkılı yumruklarla müzakere olmaz, söz yerine silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi değerlendirilmelidir. Ateşkesten hoşnut olmadığı bilenen İsrail'in süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. Şunu herkes anlamalıdır: Bölgede barış olacaksa bu barış siyonist rejime rağmen olacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizliği üzerine bina eden İsrail'e rağmen olacak. En küçük barış umudu belirdiğinde İsrail bunu sabote ediyor. Bölgedeki yangının sönmesine uğraşıldıkça İsrail buraya odun taşıyor. Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri hedef almaya devam edecekler. Tetikçi kalem ve medyalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cesur yüreklere zincir vuramayacaklar. Buradan Gazze kasabı Netanyahu'nun tehditleri karşısında dik duruş sergileyen İspanya Başbakanı Sanchez'i tebrik ediyorum.

Dost İspanya halkını ülkem ve milletim adına kutlyuroum. Biz nefret diline, husumet diline teslim olmayacağız. En zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz.

Gazzeli masumların sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryatlarına kulak vermeye devam edeceğiz. Haklarını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan'da yataklarında uyurken katledilen yavruların takipçisi olmaya devam edeceğiz. Tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen şeyleri birilerinin yüzüne çarpmaya devam edeceğiz.

"KİMSE TÜRKİYE VE CUMHURBAŞKANINA PARMAK SALLAYAMAZ"

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz. Biz toprağın üstüne haysiyetsizce yaşamaktansa gerekirse toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Kahraman bir milletin evlatlarıyız. 'Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım'

İRAN-ABD MÜZAKELERİ

İran ile ABD arasındaki müzakereden tüm sıkıntılara rağmen umudumuzu kaybetmiş değiliz. Zorluklar olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında bunların önemli bir kısmı hal yoluna koyulacaktır. Barışın sesi olmaya, barış çalışmalarına öncülük etmeye her zaman hazırız."

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRJet Luck’ta final: En iyi fikirler Halkbank’ta yarıştı Vodafone Türkiye'den 5G'de en geniş kapsama